yanına gelmek

yanına gelmek

къекIолIэн, къекIун

Турецко-адыгский словарь. - Майкоп, Адыгейское книжное издательство.. . 1991.

Игры ⚽ Нужна курсовая?

Смотреть что такое "yanına gelmek" в других словарях:

  • iki eli yanına gelmek — 1) ölmek 2) doğru söylendiği kanıtlanmak istendiğinde söylenen yemin sözü Amcasının evinde Allah hakkı için söylüyorum, iki elim yanıma gelecek, cami vardı. S. Ertem …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayağına gelmek — 1) alçak gönüllülük göstererek birinin yanına gelmek 2) emek çekilmeden elde edilmek Kısmet ayağına geldi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tepesinde bitmek — 1) (birinin) istenmediği hâlde birinin yanına gelip ayrılmak istememek, türlü isteklerle canını sıkmak, rahatsız etmek 2) (birinin) ansızın yanına gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iki — is. 1) Birden sonra gelen sayının adı 2) Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı 3) sf. Birden bir artık Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner Birleşik Sözler iki anlamlı iki ayaklı iki başlı iki bir ikibuçukluk …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yanaşmak — e 1) Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek Usulca avluya indim, rafa doğru yanaştım. F. R. Atay 2) Vapur, kayık vb. kıyıya varmak Günün birinde kocaman bir motor Santa Maria ya yanaştı, içinden çıkan bir subay muhafızlarla uzun uzun görüştü. R. H …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • teginmek — bir büyük adamın yanına gelmek veya oradan gitmek. II, 143 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • MEZİ — İlm i Halde: Kadınla oynamak veya şehvetle yanına gelmek gibi hâllerde erkeğin tenasül cihazında zuhur eden yapışkan renksiz akıcı cisim. (Bu hâl abdesti bozar, gusül icab ettirmez …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • yan — is. 1) Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı. M. Ş. Esendal 2) Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet Yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu 3) Yer 4) Üst 5)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • görmek — i, ür 1) Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm. A. Gündüz 2) Anlamak, kavramak, sezmek Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin. R. E. Ünaydın 3) Yanına… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • az — sf. 1) Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik Heykel konularının parmakla sayılacak kadar az olduğunu ileri sürüyordu. B. R. Eyuboğlu 2) zf. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak Birleşik Sözler az az az buçuk az… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • burun — is., rnu, anat. 1) Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı 2) Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü Kadıköy vapurunun güvertesinde, paltoma bürünmüş, gidip ta burna oturmuştum. H. Taner 3) mec. Kibir,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»